- Cafe Fernando – Yemek Tarifleri - http://cafefernando.com/turkce -

Yeni Fotoğraf Blogum

Posted By Cenk On 17 Kasım 2009 @ 14:04 In Diğer | 51 Comments

Son zamanlarda Cafe Fernando’da ufak tefek değişiklikler oldu. Bilmem fark ettiniz mi? Fotoğraflar büyüdü, kategoriler yenilendi, arşiv sayfaları aradığınızı tek bakışta bulmak üzere düzenlendi, arama sonuçlarını daraltmak ve tek başına bir kategori sayılamayacak bazı terimler için etiketler yaratıldı ve herkesin dört gözle beklediği yazdır komutu eklendi. Ama bütün bunlardan daha önemli bir yenilik var. Test ederken sürprizi açık etmiş olabilirim ama siz yine de şaşırmış gibi davranın, olur mu?

Benim artık bir fotoğraf blogum var!

Cafe Fernando’yu her zaman yangında ilk kurtarılacak tarif defterim gibi gördüm. Nasıl o deftere her denediğim tarif eklenmiyorsa, Cafe Fernando’ya da test edilmiş, tekrar test edilmiş, arkadaşlar tarafından onaylanmış, sadece yangında kurtarılmaya değer tariflerden başkası eklenmedi.

Eklenmedi derken, son birkaç seneden bahsediyorum. Cafe Fernando’ya başlarken amacım hiç bu kadar ince eleyip sık dokumak değildi. O gün ne yiyorsan, iyisiyle kötüsüyle, insanlarla paylaşarak da takip edilmeye değer bir yemek blogu hazırlanabilir. Ama gelin görün ki kendi işimi zorlaştırmak gibi bir huyum var. Sonuçta eve gelince iş dünyasının stresinden uzaklaşmak, o harala güreleyi unutmak için mutfağa giriyorum. Tamam, bir de mideme çok düşünüm, saklamıyorum… Ama bazen gün geliyor, kendimi ekranda çektiğim bir yemeğin fotoğrafına bakıp, tadı çok güzeldi ama fotoğrafta amma kötü çıkmış, at çöpe, bir dahaki denemede düzgün bir fotoğrafını çekersen o zaman paylaşırsın derken buluyorum. Buraya kadar her şey güzel, ama bloguma bakıp bir önceki yazıyı bir ay önce yayınladığımı görünce, stresten uzaklaşmaya çalışırken kendimi tam orta yerinde buluyorum. Bu paylaşım ortamı bağımlılık yapmış farkında değilim. Yazıların arası açılınca kendimi suçlu hissediyorum. Son yıllarda bu stresten uzaklaşmak için işleri biraz kolayına bırakmayı denedim, olmadı. İçim rahat etmedi.

İnsan bir blogu olmadan ne kadar vakit harcandığını anlamıyor. Hele bir yemek blogu hazırlıyorsanız… Marketten alışveriş yap, eve getir buzdolabına yerleştir, yıka, temizle, ayıkla, doğra, her şeyi tart, not al, pişir, fotoğrafını çek, bulaşıkları yıka (pardon, makineye diz), yerine kaldır, etrafı topla, neler yazacağını düşün, yaz…

Uzun lafın kısası, akıl sağlığımı kaybetmeden bloguma sıklıkla nasıl yazı hazırlayacağımı bulamadım.

Sonra aklıma bir fikir geldi. Her gün yemek yapmak isterdim ama yapmıyorum. Her gün yazı yazamıyorum. Ama hemen hemen her gün yaptığım, yaparken çok keyif aldığım, yorgun da hasta da uykusuz da olsam yapmak için güç toparlamakta zorlanmadığım tek bir şey var: Fotoğraf çekmek.

Bazen uyku tutmadığında, ya da Pazar sabahları bitişik bloktaki komşunun çocuğu sabahın köründe, tam yatağımın başının bitişiğindeki duvara yaslı piyanosunda “Yağ satarım, bal satarım”  şarkısını yüzbininci kez çalmaya çalışınca (1 senedir hala öğrenemedi, “Ustam ölmüş” kısmından sonra her defasında takılıyor), kalkıp balkona oturuyorum, arka fonda 4.Levent’teki gökdelenler ışıldarken Levazım’ın fotoğraflarını çekiyorum. Aklınıza gelecek her havada, her ışıkta ve her renkte fotoğrafını çektim, biliyor muydunuz?

Dijital fotoğraf makinemim dışında bir tane de kullanılmış analog kamera aldım. Onunla da önüme gelen her şeyin siyah beyaz fotoğrafını çekiyorum. Bunu da bilmiyorsunuz, çünkü bugüne kadar bunları paylaşacağım bir fotoğraf blogum yoktu.

Kendimi strese sokmadan aramızdaki iletişimi hiç koparmamanın bir yolunu buldum. Cafe Fernando içerisinde ayrı bir fotoğraf blogu oluşturdum.

Bu fotoğraf bloguna eklediğim yazılar (genellikle fotoğraflardan ibaret olacak) ana sayfada görünmeyecek. Sebebi de fotoğraf blogu olması sebebiyle fotoğraf alanını devasa bir boyuta getirmiş olmam. Normal Cafe Fernando formatının biraz dışında.

Yukarıdaki yenilenmiş menüden her zaman ulaşabilirsiniz (yeni menüyü görmek için sayfayı yenilemeniz gerekebilir). Kategorilerde de “Fotoğraf” başlığını görmüşsünüzdür. Alt başlıklar da mevcut. Oraya da tıklayınca ziyaret edebilirsiniz.

Ya da iyisi mi, siz yeni fotoğraf blogumu favorilerinize ekleyin, her gün ziyaret edin.

Yazılarımı Google Reader’dan RSS yoluyla takip ediyorsanız hiçbir şey yapmanıza gerek yok. Aynı şey e-posta yoluyla üye olanlar için de geçerli. Fotoğraf bloguna eklediklerim hem Cafe Fernando’nun RSS’inde görüntülenecek (bu RSS de nedir diyorsanız, burayı ziyaret edin). E-posta yoluyla üyeyseniz de, yeni fotoğraflar eklendikçe e-posta yoluyla size bildirilecek. Ufak tefek teknik hatalar daha yolun başında olmam sebebiyle gerçekleşebilir. Yazı yayınladıkça ortaya çıkacak bazı şeyler…

Bu arada, kısa bir tatile çıkıyorum. Uzun süredir ziyaret etmek istediğim bir şehire gidiyorum. Geldiğimde ufak bir yazı dizisi planlıyorum. Dönene kadar yorumlarınız onaylanmazsa endişelenmeyin, internet bağlantısı sağlayamadım demektir. Ama sizi yalnız bırakmıyorum. Artık bir fotoğraf blogum var!

Her güne bir fotoğraf. Her gün bir porsiyon Cafe Fernando.

Afiyet olsun.


Article printed from Cafe Fernando – Yemek Tarifleri: http://cafefernando.com/turkce

URL to article: http://cafefernando.com/turkce/yeni-fotograf-blogum/

Copyright © 2009 Cafe Fernando - Yemek Blogu. All rights reserved.